Dolar : Alış : 3.5109 / Satış : 3.5172
Euro : Alış : 4.1242 / Satış : 4.1316
HAVA DURUMU
hava durumu

Tunceli38°CSıcak

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 17 Kategoride 3417 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Kürtler, kurumsallaşma ve toplumsallaşma

05 Ağustos 2017 - 53 kez okunmuş
Ana Sayfa » Genel»Kürtler, kurumsallaşma ve toplumsallaşma
Kürtler, kurumsallaşma ve toplumsallaşma

Doç. Dr. Besime Şen

Yaklaşık bir yıldır devam eden Kurd Idol müzik yarışması 14 Temmuz 2017 günü Jinda Qenco’nun birinciliği ile sona erdi. Uluslararası nitelikteki bu deneyimi başından sonuna kadar hem zevk ve heyecan içinde hem de kafamdaki bir soruyu bu program üzerinden takip etmek belki de ‘test’ etmek için titizlikle izledim. Bu program gerçekten de farklı coğrafyalarda ve devlet sınırları dâhilinde yaşayan Kürtler için öncü bir deneyim oldu. Bu deneyim üzerinden Kürtlerin “kültür-sanat” alanındaki kurumsallaşma kapasitelerini ve geleceğini tartışabiliriz.

İktidar alanlarında değişim: Tahakküm-eşitsizlik ve çeşitlilik

Kürt halkının ve coğrafyasının dört farklı devlet sınırı içinde kalacak biçimde parçalanmasına yol açan Sykes Picot’tan bu yana yüz yıl geçti. Yüzüncü yılını geride bıraktığında 25 Eylül 2017 tarihinde Kürdistan Bölgesi Yönetimi, referandum aracılığı ile bağımsızlık oylamasına gidecek. Arkada kalan yüzyıllık süre içinde Kürtlerin iktidar güçleri ile olan ilişkisi yok sayma, inkâr, asimilasyon ya da tanıma gibi siyasal konular içinde “tahakküm ve eşitsizlik” biçiminde gerçekleşti. Hiyerarşi ve eşitsizlik, elbette bir güç ilişkisinin içinden inşa oldu. Siyasal haklarına kavuşamamış olan Kürtlerin vatandaşlık ve toplumsallaşma düzlemlerindeki eşitsiz konumları, onların kendi kurumlarını oluşturamayışlarını da anlatıyor. Fakat tek neden bu değildir. Kürtlerin kendi siyasal parti ve yapıları da her zaman kurumsal inşayı hedeflemedi. Burada bunu tartışmayacağız.

Kurumsallaşma, bütün halklar açısından doğrudan ‘toplumsallaşma’ demektir. Kürtlerin kendi kültürel ve sanat kurumlarının oluşmasında “yap-boz” dönemleri geride kaldı.

Bu yap-boz dönemi geride çeşitli izler bıraktı.

Örneğin Kurd Idol, bütün Kürt coğrafya yaşayanları ile dünya metropollerindeki göçmen Kürtlerin katılımı ile bazı ayrımları öne çıkardı. Bu ayrımların politikacılar açısından da önemi vardır. Yani;

Kurd Idol prodüksiyonu, dilin farklı lehçelerinin sorun olmaktan çok bir çeşitlilik olarak yaşanabildiğini ortaya koydu. Kürt sanatçılarının kapasite ve potansiyeli, seçkin bir jüri tarafından değerlendirildi.

Yerel kalan sanatçılar ile daha küresel işler yapabilme olanaklarını yakalamış adayların farkını gördük.

Yarışmacıların farklı Kürt coğrafyasına ait repertuar bilgilerini ve yorumlama yeteneklerini fark ettik. Farklı coğrafyalara dağılmış olsalar da Kürtlerin ortak bir müzik repertuarına sahip olduğunu görmek ilginçti. Bir yarışmacının belli bir repertuara sahip olması kriteri, örneğin Türkiye’de yayınlanan “O Ses Türkiye” programında hiçbir zaman öne çıkan bir boyut olmadı.

“Bütünlük” bir toplumun sanat ve kültürel yapıları açısından kritik bir gerekliliktir. Bunu “Devlet Piyasa ve Parti: Kürt Müziği ve Nizamettin Ariç” adlı kitap çalışmamda özellikle alan araştırmasının sonuçlarında somut olarak fark etmiştim. Bugün Kürt toplumundaki bütünleşme çabaları, günümüze kadar gerçekleştirilemeyen ya da eksik/tamamlanmayanlar üzerinden gerçekleşecektir.

Bu tamamlanma sürecinin klasik bir ‘ulusallaşma’ olamayacağı da az çok görünüyor. Bu önerme, günümüz ulus devletlerinin büyük oranda istikrarsızlaşması ve küresel kapitalizmin yeni dayatmalarının etkili olacağı gerçeğine de dayanmaktadır. Yani Kürtlerin toplumsallaşması, ulusal bir devlete kavuşmasından öte ‘özgürleşebilme’ koşullarını sağlayabilmesi ile gerçekleşecektir. Bunun için gerekli somut yönelimler, kurumsal girişimleri de arttırmaktadır.

Sona eren tahakkümler…

Kürt kurumlarının oluşumu, “Devlet-Kürtler” gibi bir iktidar alanında şekillendi. Bu iktidar alanı, halkın siyasal taleplerinin sağlanması ve özgürleşmenin temeliydi. Yani “kendisi” ve “diğeri” gibi tahakküm ortamında oluşan bir ayrım üzerinden yoğun bir siyasallaşma gerçekleşti.

“Kürt kurumları-sanatçılar” ilişkisi üzerinden ise sanatçıların ve sanatın, otonomluğu özgürleşmenin konusu oldu.

Kısacası tahakkümün iktidar alanları değişti. Simmel, tahakkümü bir etkileşim biçimi olarak tanımlıyor. Oysa Kürtler açısından bu etkileşim daha çok çatışma, şiddet, baskı olarak gerçekleşti.

Türkiye’de kurulan MKM, Kürt Enstitüsü, vb kurumlar, Kürtlerin kendi iktidar alanlarını, Türk devletinin iktidar alanına dayattığı; bilinçli bir varlık alanı yaratmaya çalıştığı süreçlerdi.

Fakat, Kurd Idol yarışması gibi oluşumlar, Türk devleti ya da İran, Suriye Devleti ile iletişim kurulmadan yani bir tahakküm ilişkisi oluşmadan gerçekleşti. Bu, prodüksiyonun Güney Kürdistan Bölge Yönetimi’nde gerçekleşmiş olması ile ilgilidir. Yanı sıra Süleymaniye kentinin daha liberal atmosferinin uluslararası bir prodüksiyon açısından avantajları elbette çok fazlaydı.

Sonuç olarak Kürtler kendi sanat ve kültürel kapasitelerini arttırmak için gerekli maddi olanakların bilincine varmaya başladılar. Bu farkındalık, onların toplumsallaşma ve özgürleşme alanlarını da yükseltecek gibi görünüyor.

kaynak:http://www.basnews.com/index.php/tr/opinion/367765

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :